15.6.10

Ucundan bulaşmak iyi gelecektir kimilerimize

Avrupa Sosyal Forumu 1-4 Temmuz’da İstanbul’da

‘Başka bir Avrupa gerekli’

ASF HABER BÜROSU - Sosyal Forumlar, 2001’de ilk Dünya Sosyal Forumu’nun Porto Allegre’de yapılmasıyla başlayan bir hareket. İsviçre’nin lüks kayak merkezi Davos’ta her yıl yapılan Dünya Ticaret Forumu’nda efendilerin biçimlendirdiği dünyaya karşı ‘Başka bir dünya’ arayışının ürünü olarak doğdu. Egemenlerin dayattığı ve ‘başka alternatifiniz yok’ dediği yaşam koşullarına karşı, ezilenlerin, sömürülenlerin alternatif arayışının adresi olageldi, sosyal forumlar.

Avrupa Sosyal Forumu ise, bu hareketin bir parçası olarak, ilkin 2001’de İtalya’nın Floransa kentinde toplandı. İkinci ASF Paris’te, üçüncüsü Londra’da yapıldı. Dördüncü ASF komşumuz Yunanistan’da, Atina’da gerçekleştirildi. Beşinci ASF ise İsveç’in başkenti Malmö’de yapıldı.

Türkiye Sosyal Forumu, bu sürecin bir parçası olarak 2005’te doğdu. DİSK, KESK, TMMOB gibi emek ve meslek örgütlerinin yanı sıra, demokratik kitle örgütleri, sol siyasi partiler, kadın hareketleri ve çevre hareketleri tarafından oluşturuldu. TSF, Atina’da yapılan 4. Avrupa Sosyal Forumu’na 1000 kişilik bir katılım sağlayarak ilk büyük organizasyonu gerçekleştirdi. Ardından bu kez, Eylül 2006’da Türkiye Sosyal Forumu gerçekleştirildi. Gelişen ve güçlenen Türkiye Sosyal Forumu, bu kez 6. ASF’yi gerçekleştirmeye aday oldu. Mezopotamya Sosyal Forumu ise ilk forumunu Eylül 2009’da gerçekleştirdi.

1-4 Temmuz’da İstanbul’da toplanacak olan Avrupa Sosyal Forumu, kapitalist sistemin dünya ölçeğinde bir krize girdiği koşullarda yapılıyor. Forum çağrıcıları, ASF’yi, küresel ekonomik, mali, siyasi, sosyal ve ekolojik krizlere karşı, sosyal hareketlerin ortak mücadele stratejisinin geliştirildiği bir zemin yapmak istiyorlar. Forumların gelenekselleşen ‘Başka bir dünya mümkün’ sloganını yeni koşullara uyarlayan ASF, bu kez forumun ana sloganını ‘Başka bir Avrupa gerekli’ olarak belirledi.

Avrupa Sosyal Forumu, küresel krizin Yunanistan, Macaristan, Romanya gibi yerel krizlerle Avrupa’da yeni bir aşamaya sıçradığı ve emekçilere yönelik yeni yıkım programlarının devreye sokulduğu koşullarda toplanıyor. Forum organizatörleri bu koşullarda şu çağrıyı yapıyor:
“Ekonomik, mali, politik, sosyal ve ekolojik krizler birbirinden ayrılamaz. Bu yüzden kapitalizme, emperyalizme, faşizme, erkek egemenliğine, doğanın ve gezegenin imhasına ve aşırı sağa karşı mücadele eden tüm hareketler ellerini birleştirmeli ve ortak bir strateji geliştirmelidir. İstanbul ASF’de, biz sosyal hareketler olarak böyle bir ortak eylem stratejisi geliştireceğiz.”

Avrupa Sosyal Forumu, son kriz vesilesiyle Avrupa çapında tırmanan neoliberal saldırıya, işten atmalara, ‘sosyal kesintilere’, eğitimin ve sağlığın özelleştirilmesine karşı ortak bir duruş ve güçbirliği yaratmayı hedefliyor. ASF bileşenleri, son hazırlık toplantısında yayımladıkları bildirgeyle, Yunan halkının IMF-AB yıkım planlarına karşı mücadelesine desteklerini ilan ettiler.

Ana gündemler; Kriz, çevre, Filistin, Kürt sorunu

Forum programında, en büyük ağırlığı “Ekonomik ve sosyal krizler: Direniş ve alternatifler” başlıklı 1. eksen oluşturuyor. Çeşitli bakış açılarından, farklı anlayışlardan sendikalar, hareketler, kurumlar, partiler, iki yıldır süregelen küresel krizi, mücadele deneyimlerini ve alternatifleri tartışacaklar.

Kopenhag ve Cochabamba Zirvelerine katılan çevre hareketleri de ASF’de buluşuyor. ASF etkinliklerinin bir diğer ağırlığı da “Gezegeni kurtarın: Sürdürülebilir bir dünya inşa etmek” başlığı altında toplanıyor. ASF çağrısında “sosyal ve ekolojik yıkıma”, “emeğin ve doğanın sömürüsüne” karşı ortak mücadele vurgulanıyor.

İstanbul’da toplanan Avrupa Sosyal Forumu, ilk kez AB üyesi olmayan bir ülkede yapılıyor. İstanbul’un bir diğer özelliği, Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya gibi, güç çatışmalarının odaklaştığı üç merkezin tam ortasında olması.  Bu nedenle, “savaş ve barış”, “ezilen uluslar ve azınlıklar” gibi başlıklar, ASF’de özel ağırlık oluşturan bir diğer eksen.

ASF, Filistin’e yönelik Gazze ablukasının tartışıldığı, İsrail’in insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine yönelik katliamının ardından tüm dünyanın gözlerinin Türkiye’ye çevrildiği koşullarda toplanıyor. ASF’ye aralarında Omer Barguti, FHKC, FDKC’nin de bulunduğu çok sayıda Filistinli örgüt, hareket ve çevre katılıyor.

ASF, Türkiye’de Kürt sorununun çözümünde yeni bir tıkanmanın yaşandığı, askeri operasyonların ve çatışmaların yoğunlaştığı bir dönemde toplanıyor. ASF’de Kürt sorununun ve çözüm önerilerinin tartışıldığı çok sayıda seminerin yanı sıra “barış ve kardeşlik” talepli çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

Keza, Türkiye’nin, AB’nin gözmen karşıtı politikalarının parçası olması ve her yıl binlerce Afrikalı göçmeni sınır dışı etmesi de protesto edilecek. ASF çağrısı “insanların serbest hareket özgürlüğü” talebinde bulunuyor ve Avrupa’nın bir kale haline getirilmesine karşı çıkıyor.

Dünya Kadın Yürüyüşü 30 Haziran’da başlıyor

8 Mart’ın kabulünün 100. yıldönümü vesilesiyle özel bir anlam kazanan Dünya Kadın Yürüyüşü de bu sene Avrupa Sosyal Forumu’yla koordineli biçimde çalışmalarını yürütüyor. Dünya Kadın Yürüyüşünün startı, 30 Haziran’da İstanbul’da verilecek. Forumun açılış töreni ise DKY yürüyüşünün ardından yapılacak. Forum açılışında bir DKY temsilcisi de konuşacak. Avrupa Sosyal Forumu’nda eksenlerden birisi de kadınların “Ayrımcılığa karşı eşitlik” talebini başlık ediniyor. ASF bünyesinde de kadın özgürlük mücadelesine dair birçok seminer düzenleniyor.

Forum programı

Forum, 30 Haziran gecesi, saat 20.00’de Taksim Gezi Parkı’nda yapılacak açılış töreniyle başlayacak. Açılış töreninde bir Tekel işçisi, Yunanistan Sosyal Forumu’ndan bir temsilci, Dünya Kadın Yürüyüşü temsilcisi ve Mezopotamya Sosyal Forumu’ndan bir temsilci konuşacak.
1-3 Temmuz günlerinde Forum bünyesinde gerçekleştirilecek seminerler ve tematik asambleler yapılacak.

3 Temmuz saat 18.00’de Harbiye’den Taksim’e Forum Yürüyüşü düzenlenecek. Yürüyüşün ardından Gezi Parkı’nda bir konser düzenlenecek.
4 Temmuz saat 10.00’da ise Forum boyunca yürütülen tartışmalardan süzülecek sonuç bildirgesinin ve krize karşı Avrupa çapında eylem kararlarının tartışılacağı “Final Asamblesi” toplanacak.


2.6.10

Savaş ile barışın arafı olmaz. (m)

Dünyanın dört bir yanından, İsrail'in Gazze'ye uyguladığı amborgaya tepki oluşturmak için yola çıkan gemiler Akdeniz'de Uluslararası deniz sahası içerisinde önce durduruldu sonra ateş açıldı. Açılan ateş sonucunda 10 civarı "sivil insanın" öldüğü tahmin ediliyor. Tam bir bilgi alınamıyor çünkü İsrail haber kaynaklarına ambargo uyguluyor.

İsrail, Ortadoğunun şımarık çocuğu rolünü oynamaya devam ediyor. Barış ve insanlık yanlısı bir hareketi devlet bazında, devlet gücüyle gerçekleştiriyor. Orada insanlar öldürülüyor. Eğer aralarında barış isteyeni varsa tüm dünya devletlerinin birleşip bu konu hakkında ortak bir tavır alması gerekiyor. Diğer yandan Netenyahu müslüman ülkelerdeki musevi vatandaşlarına dikkatli olmaları konusunda uyarıda bulunuyor.

Şimdi yeni yetme milliyetçi insanlar da “ulu diktatör” Adolf Hitler’i savunuyor olanlar karşısında.”Birgün öldürmediğim her yahudi için bana küfür edeceksiniz!” 

İnsanlar Yahudilerin ölümünü istiyor. Barışa giden bir konvoya saldıran İsrail’i barış karşıtı bir adamın söyledikleriyle lanetliyorlar.

Tarafın belli olmalı. Barış değilse düşündüğün sadece savaş, kan, ölüm tarafında kal. Barışın, o gemide öldürülenlerin senin “yoksun” sanal savunmana ihtiyacı yok.

Dünya üzerindeki herhangi bir insanın ölümünü isteyen, birçok insanı sadece egosu uğruna öldürmüş bir insanın söylediklerini tekrarlayan sen, niyetin sadece dökülen kanları seyreylemek.

Tıpkı bir zamanlar onun yaptığı gibi.
  

Nef.

kaçtığın.dibinde.


Geçmişindekiler. Geçirdiklerin. Öğrenemediklerin. İnsanlar. Yanındakiler, tam arkandakiler, sen giderken bakanlar, yarım bıraktıkların.

Acı yok, öğrenmişlik yok, uslanmak yok. Her seferinde yeniden kazıklanmak var. İçinden gidenler de yok ortalıkta.  Gittiler bir kere. Bir kenarda unuttukların var hala. Bir de acıyanlar var, zaman zaman da kanayanlar. Bir kalsan tek başına, uslanacaksın belki ya da uslanmana zaten gerek kalmayacak. Yeniden yenilenmek. Bırakmamak, sıfırdan başlamak.

Nefes lazım.

Eteğinden tutanları silkelemek. Tek başına devam etmek. Aslolan yalnızlığın, aslolan asıl benliğin. Aslolan sana kalanlar. Aslolan nasıl yaşadığın.

Herşeyi bırakıp  gitmek mi? Kalıp devam etmek mi? Değiştirmek istediklerin var mı? Değiştirmeye gerek var mı?

Uçuşuyorlar. Kül gibi. Dokunduğumda dağılıyorlar. Dokunmaya korkmuyorum sadece artık  dokunmuyorum.
Neyi seçmek gerek bilmiyorum. En iyi olan seçmemek belkide.

Yarışıyoruz, ama neyle? Herkes birbiri değil mi aslında? Herkes herşeyde aslında kendini aramıyor mu? Bu yüzden değil mi her baktğımız yerde birini görme ihtiyacı?

Yarışıyorsun. Ama kiminle. Canının acımasını umursamıyorsun. Kendi bencilliğine bakıyorsun, yarattığın şeye, mutlu oluyorsun.

...ama aslında...